Dolar : Alış : 5.3314 / Satış : 5.3410
Euro : Alış : 6.0764 / Satış : 6.0874
HAVA DURUMU
hava durumu

istanbul6°CYağışlı

- Hoşgeldiniz - Sitemizde 41 Kategoride 770 İçerik Bulunuyor.

SON DAKİKA

İLK SİNEMA DENEYİMİ YA DA HAYALLERİMİZİN GÖRÜNTÜSÜ

21 Kasım 2014 - 1.810 kez okunmuş
Ana Sayfa » Yazarlar » İLK SİNEMA DENEYİMİ YA DA HAYALLERİMİZİN GÖRÜNTÜSÜ

Lumiere Kardeşlerin Paris Grand Cafe’deki ilk gösteriminden yıllar ve de yıllar sonraydı.
Adı “Yeni Sinema”ydı, eski Bakırköy’ün İstanbul Caddesi üzerindeydi hani bugün yerinde küçük bir sinema salonu dahi olmayan yeni bir otelin ve çeşitli dükkanların yer aldığı. Hatırlayabildiğim kadarı ile kagir binanın önyüzü kirli sarı renkliydi. Birkaç basamaklı geniş taş merdivenleri çıktıktan sonra oymalı, maun rengi, kocaman ahşap bir kapıdan girerdik. Kapının iki yanında bordo kadife perdelerle kapatılmış iki ayrı giriş. A girişi, B girişi yazılı pirinç levhalar. Başımızı okşayan eller anne ya da babalarımızın uzattığı biletleri keserlerdi. Sinemanın sahibi sinemacılığın duayenlerinden rahmetli Kamil Cemali babamın arkadaşı olduğundan sürekli bize ayrılmış bir locamız vardı. Ben bu ayrıcalıktan o yaşlarda da pek hazzetmez illa diğer çocuklarla birlikte “parter”de oturmak isterdim.Hem localarda, hem diğer sıralarda koltuklarımız koyu renkli, yer yer çatlamış gerçek deri ile kaplıydı. Ayağa kalktığımızda güçlü bir “tak” sesi ile kapanırdı. Sahne bazen tiyatrolar ya da gösteriler için kullanıldığından iki yana açılan şarap rengi kalın kadife perdesi de vardı ve üzerinde sarı yaldızla Emniyet Sandığı yazısı yer alırdı.

Şık,şık hanımlar beyler şapkalarını, paltolarını vestiyerdeki topal Rum madama teslim ederlerdi. Annelerimiz şapka ile film seyretmenin arkamızdakinin görüşünü kesebileceği için ayıp olduğunu öğretirdi.Bir de gazoz şişelerini yerlerde yuvarlamanın, frigo’nun yaldızını yerlere atmanın kötü bir davranış olduğunu…

Sinema seyirciliğim evdeki radyoların içinde orkestralar, adamlar var sandığımız yaşlarda haftada bir Pazar sabahları saat 10:00’daki çocuk matinesi ile uzun yolculuğuna başlamıştı . Gördüğüm ilk film de Grimm kardeşlerin “Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler”ini canlandıran Walt Disney’in olmalı. Daha sonra kim bilir kaç kez seyretmiştim bu filmi ama artık cadı üvey anne öldüğünde sevinçle çırpılan küçük ellerin seslerinin salonları doldurmadığı zamanlarda…Daha sonra Alis Harikalar Diyarında ve bizleri uykusuz bırakan Dr. Jeckyl-Bay Hyde geldi…

Beş dakika arada ahşap kutuya gazoz açacağıyla vurularak çıkartılan “Tık,tık,tık” sesi ve lezzetlerine doyamadığımız frigo, eskimo, sakızlı gazoz…

İzlediğim ilk uzun metraj film ise bir kovboy filmi idi. O kadar etkilenmiştim ki çıkışta Veliefendi hipodromuna gidip, atlara binmek istemiştim. Daha sonraları yani ilkokul çağlarımda sevgili çocukluk arkadaşım hatta kardeşim Deniz ile seyrettikten sonra defalarca canlandırdığımız Kim Novak ve William Holden’in “Piknik”i ve Tony Curtis, Burt Lancaster ve Gina Lolobrigida’nın “Trapez”i geldi. Henüz hayatın mı sanatı, sanatın mı hayatı taklit ettiğini bilmediğimiz yaşlardaydık…

Geceleri geç yatabilmeye başladığımızda ise Ebuziya Caddesi uzerindeki yazlık sinemalar “Mehtap” ve “Şafak” girdi hayatımıza . Bir de İncirli’deki “Bahçe” vardı. O çok rahatsız, kırık dökük ,habire sallanan tahta iskemleler bile bazen rahat birer yatak olurdu ki filmlerin sonuna doğru yerimizde uyur kalırdık. Ninnimiz de çıt çıt çıt yenen kabak çekirdeklerinin sesi. Oysa gözlerimizi kocaman açmamıza neden olan öpüşme

-2-
sahnelerini de kaçırmak istemezdik.Yazlık sinemalarımızın etrafındaki evlerin balkonları da o evlerde her gece beliren misafirlerle tıklım tıklım dolu olurdu.

Şimdilerde o güzelim mekanların yerlerini rüküş apartmanlar, pasajlar ve AVM’ler almış. Artık tamamen yok olan kırık dökük hayallerimiz ve onların perdedeki yansımalarını ancak belleğimizin katmanlarını karıştırırsak bulabiliyoruz. O yıllarda izlediğimiz filmleri bazı televizyon kanalları tekrar tekrar gösteriyor ama ne hüznün, ne kavganın ne de aşkların eski tadı yok, aynen “frigo buz” gibi…

Tertemiz zamanlardan sözedelim
İlk sevdalardan, ilk dostlardan
Ne mis kokulu çiçekler, ne de sevdiklerimiz
Hiçbirşey kalamıyor ebedi olarak
Ama hayallerimizde sonsuzluğa emanet
Zeynep Erkut

Facebook Hesabınızla Yorum Yapabilirsiniz

YORUMLAR

İsminiz

 

E-Posta Adresiniz

Yorumunuz

İlgili Terimler :
maltepe türbanlı escort maltepe escort maltepe escort bayan maltepe sınırsız bayan escort maltepe